Dün, bir dosttan uzun bir mektup aldım,
Beni anlatmış sana,
Ve sen ona, ve sen ona,
Unuttum artık onu demişsin,
Hem bu sözü gülerek,
Övünç duyup böbürlenerek söylemişsin,
Unutamazsın nokta noktam,
Unutamam, unutamazsın
Çünkü; insan unutmak için önce unutulmak gerek,
Oysa ki sen, oysa ki sen bende esen halâ o eski kavak yelisin,
Unutamazsın,
Kan değil tüküremezsin,
Ruj değil silemezsin,
Dişi dudaklarına dişimle yazdığım
Dört heceli şair adamı unutamazsın...
Unutamazsin unutamazsin
O mavi guluslerimizi Nokta Noktam..
Unutamazsin unutamazsin
O yemyesil duslerimizi Nokta Noktam...
Biz seninle bir kabukta doğmuş,
İki badem içi gibiyiz...
Baharsın kokacaksın,
Güneşsin yakacaksın,
Sabah yatağım kadar rüya dolu,
Sabah yatağım kadar sımsıcaksın,
Unutamazsın nokta noktam...
Unutamam, unutmazsın...
Şimdilik bu kadar,
Gelecek mektupta daha diyeceklerim var.
Üzülme sakın, darılma bana,
İstanbul'un bu sisli ufuklarından,
Binlerce sevgi, binlerce selam sana,
Dedim ya unutamazsın Nokta Noktam...
Unutamam, unutmazsın...
Unutamazsin,unutamazsin
O mavi guluslerimizi,Nokta Noktam...
Unutamazsin,Unutamazsin...
O yemyesil duslerimizi,Nokta Noktam...
Unutamazsin unutamazsin
O mutlu gunlerimizi,Nokta Noktam...
Unutamazsin.unutamazsin
O eski gunlerimizi Nokta Noktam!...
Ahmet Selçuk İlkan